Freud ve kokain…

Yahudi olmak kariyer yapmanın önünde engeldi ama Freud kokainle tanıştığında bütün engelleri aşabileceği dahice bir şey bulduğunu sanmıştı. Güney Amerika’da yetişen koka bitkisinden elde edilen kokain Avrupa’da yeni yeni dikkat çekmeye başlamıştı. Kokainin yorgun ve tükenmiş askerlerin cesaretini arttırdığı biliniyordu. Freud da kokaini hem hastalarında, hem de kendisinde ve yakınlarında deniyordu. Ayrıca hayvan deneyleri de yapıyordu. Kokainle kendini vahşi ve güçlü bir erkek olarak hissediyordu. Nişanlısı Martha’ya, “Benim günlük dozumu verdiğim tavşan ölüverdi,” diye yazmıştı böbürlenerek.

Ağızdan kullanımı sırasında dilinde hissettiği uyuşma nedeniyle lokal anestezik olarak da kullanılabileceğini düşünmeye başlamıştı. Amerika kaynaklı yayınlara da dayanarak yazdığı ‘Koka üzerine’ (1884) adlı makalesinde, kokainin uyarıcı ve afrodizyak olarak, mide şikayetlerine karşı, ayrıca alkol ve morfin bağımlılığıyla mücadele etmekte kullanılabileceğini yazmıştı. Yani kısacası kokain her şeyi tedavi eden mucize bir ilâçtı.

Ama Freud bu çalışmalarını yaparken elini çabuk tutmamış, kokainle ilk deneyimlerini Freud’un çalışma odasında edinen meslektaşı Carl Koller 1884 yılında kokainin anestezik madde olarak kullanılabileceğini ondan önce duyurmuştu tıp dünyasına. Freud şaka yollu da olsa nişanlısını suçlamıştı bu durum için. Onu Hamburg’ta ziyaret ettiği sırada zaman kaybetmiş ve ünlü olma fırsatını kaçırmıştı.

Kokainle ilgili büyük bir hata da yapmış ve morfin bağımlılığını kokainle tedavi etmeye çalışmıştı Freud. Şiddetli ağrıları nedeniyle kullandığı morfine bağımlı hale gelen arkadaşı Ernst Fleischl von Marxow’a kokain başlamış ve onun morfinle birlikte kokain bağımlısı da olmasına yol açmıştı. Marxow birkaç yıl içinde acılar içinde öldü, büyük ihtimalle kokain nedeniyle çok daha erken bir yaşta.

Tıp dünyasında kokain hakkında şüpheler uyanmaya başlamış olmasına rağmen, Freud bir süre daha inatla kokainin oldukça faydalı bir ilâç olduğunda ısrar etti. Hatta kokainin alkol ve morfinle birlikte insanlığın üçüncü büyük belası olduğu söylenmeye başlamasına rağmen o, 1886’da açtığı muayenehanesinde insanlara kokain reçete etmeye devam ediyordu. Bir süre sonra o da yanlışını fark etti, kokain üzerine yazmaktan ve reçete etmekten vazgeçti. Kokain sanki hayatında hiç olmamış gibi yapmayı tercih etti.

Kokain meselesi büyük bir krize dönüşmemiş ve Freud da Paris’te altı aylık bir burs kazanmıştı. O dönemde psikiyatri ve nörolojinin ünlü ismi Jean Martin Charcot’un yanına gitti. 29 yaşında zamanın en önemli psikiyatri kliniklerinden Salpetriere’e geldiğinde Charcot da histeri üzerine çalışıyordu. Felçten konuşma bozukluklarına kadar birçok bedensel rahatsızlığın ruhsal kökeni olup olamayacağını araştırıyordu. Günümüzde Batı’da artık pek gözükmese de o zamanlar oldukça sık gözüken bir hastalıktı ve neredeyse bir moda tanı haline gelmişti. Kentsoylu ailelerin kızlarında da çok sık görülüyordu.

Charcot’nun zamanına kadar histerinin sinir sisteminin işlevsel bir bozukluğu olduğu düşünülüyordu. Antik çağlardan beri var olan inanç hâlâ geçerliliğini koruyor gibiydi ayrıca; ‘histera’, yani rahmin herhangi bir bozukluğu olarak da görülüyordu ve bu nedenle de yalnızca kadınlarda olduğu var sayılıyordu. Oysa Fransız hekimler daha seyrek de olsa erkeklerde de görüldüğünü tespit etmişlerdi. Cinsel tatminsizliğin histeriye neden olduğu da başka bir yaygın kanıydı.

Carchot hipnozla histeriyi iyileştirdiğini iddia ediyordu. Hatta büyük kalabalıklar önünde histerik kadınları hipnotize ediyor, tedaviyi bir şova dönüştürüyordu. Durumdan oldukça etkilenen Freud çalışma alanını bulmuştu. Ruhsal hastalıkların tanı ve tedavisiyle uğraşacaktı.

Viyana’ya dönüşte ilk iş Charcot’nun eserlerini Almancaya çevirmeye başladı. 15 Nisan 1886’da Berggasse 19’da muayenehanesini açtı. 1939 yılında İngiltere’ye zorunlu göçüne kadar çalışacağı ve yaşayacağı yerdi burası. Psikanalizin ve altı çocuğunun doğduğu ev.

13 Eylül 1886’da Martha’yla evlendiler. Tanrısız bir Yahudi olarak tanımlardı Freud kendini, karısıysa inancına hep sadık kaldı.

Yazan Alper Hasanoğlu

Çizen Özge Ekmekçioğlu

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*