Ömürboyu birliktelik mi seri monogami mi?

lişkiye ‘Buna da şükür’ diyerek devam etmeli mi, yoksa çatışmalar çıktığında çekip gitmeli mi?

Modern hayata en çok uyan yaşam biçimi hangisi acaba? Eski zamanlardaki, öncelikle maddi güvencenin sağlanması üzerine kurulan evliliklerin, özellikle metropollerde büyük değişim gösterdiği çok açık. Feminist hareket ve batıdaki cinsel devrimden sonra birlikteliklerin tetikleyici ve sürükleyici unsurları aşk ve cinsellik oldu. Çiftin evli olup olmamasından bağımsız olarak, modern birlikteliklerin temel değerleri aidiyet, mutluluk ve cinsel tatmin olarak görülüyor.

Oysa aşkın insanı bulutların üzerine çıkarıcı etkisi hiç uzun sürmüyor. Aşk duygusuyla özdeşleştirilen beynin endorfin salınımı bile, iki yılda belirgin şekilde azalıyor. İlişkiyi biraz vazgeçmişlik ve çaresizlik duygusuyla devam mı ettirmeli, romantik aşk ideali çöküp ilk çatışmalar baş gösterdiğinde çekip gitmeli mi? Hayatımızı düzenlerken, bağlanma ve güvenle, otonomi ve özgürlük temel ruhsal gereksinimlerinin eşit olarak doyurulabildiği bir denge tutturabilmek gerekiyor. Günümüz birlikteliklerinin ömrünü belirleyen en önemli nokta, iki kutbun dengelenmesindeki güçlüklerle başa çıkıp çıkamadığımızdır.

Günümüzde bu iki kutbun göz ününde bulundurulmasına bağlı iki tür birliktelik yaşanmaktadır: Birincisi bağlanma gereksiniminin ön planda tutulduğu ilişkiler. Bu ilişki biçiminin dezavantajları vardır. Bir süre sonra aşk ve haz geri plana itilir; can sıkıntısı, çatışmalar, cinsel soğukluk, yalnızlık duygusu ve gizli sadakatsizlikler belirleyici olur. Yine de iyi bir dostluk ve güven veren bir bağlılık varsa dezavantajlar görmezden gelinebilir. Zaten bu nedenle hâlâ bu kadar çok uzun süreli ve en azından görünüşte stabil ilişki bulunmaktadır.

Diğer bir ilişki modeli olarak seri monogaminin seçildiği bir yaşam biçiminden söz edebiliriz. Seri monogamiyle kişinin aktüel ilişkisinde monogam olmayı seçmesini ama aşk ve hazzın bittiğini düşündüğü zaman ilişkiyi sonlandırmasını kastediyorum. Duygusal ve cinsel doyum ve sadakat birlikteliğin önkoşuludur. Birliktelik yürüdüğü müddetçe kaçamağa göz yumulmaz, zaten aşk bittiyse ilişki de biter.
Metropollerde bu birliktelik türü yaygın yaşanmaktadır artık. Böyle olması ilişkilerin romantik aşk ideali üzerine kurulmasından ve sürdürülmeye çalışılmasından kaynaklanır. Yürümezse yeni aşka yelken açılır.

Değişim tabii ki heyecan vericidir, ama bir o kadar da acılı olabilir. Seri monogami belki hem bağlanma hem de bağımsızlık ihtiyaçlarını doyurmak için bir yol olabilir ama ikisi bir arada değil de ancak birbiri ardı sıra yaşanabilir. Birliktelik bittikten sonra bir süre bekâr kalarak bağımsızlığın heyecanı ve hafifliği yaşanır. Ta ki bağlanma ihtiyacı tekrar baş gösterene ve ufukta yeni bir aşk gözükene kadar. Böyle bir yaşam biçimi her birkaç yılda bir eş değiştirmeyle sonuçlanır. Ama birkaç yılda bir ‘o aşk’ın çıkacağını da kimse garanti edemez.

Böyle seriye bağlanmış ilişkilerin karşılıklı anlayışla sonuçlanacağı da garanti edilemez. Bir taraf için bitmiş bir ilişki öteki için sonlanmamış olabilir. Çocuk varsa her şey daha da zorlaşır. Yine de şöyle bir umut beslenebilir. Seri monogaminin bir evresinde iki taraf da ilişkinin çok daha uzun ya da ömür boyu sürmesini isteyebilir ve yeterli ilişki tecrübeleri sayesinde, eşler karşılanamayacak beklentilerden vazgeçip birbirlerini oldukları gibi kabul edebildikleri bir ilişki biçimine geçebilirler.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*