Kendi olmaktan korkmak

Kendi olamayanın yapabileceği tek şey vardır; kendini vermek, ötekine adamak, ötekiyle aynı olmak.
 Depresif insan ötekine, sahip olduğundan daha fazla değer atfeder. Bu kendini değersiz hissetmesinden, bu duygunun onda eksik olmasından kaynaklanır. Bu nedenle alttan almak, ilişkide bulunduğu insanlara kendini sunmak ister. Ötekine kendini sunabilmesinin olmazsa olmaz bir önkoşulu vardır: Herhangi bir ötekinin varlığı. İşte depresif insanın ilişkideki en önemli sorunu burada yatar. Ötekine bağımlı olmak.

Ötekine bu anlamda ihtiyaç duymak, aradaki mesafeyi her ne pahasına olursa olsun azaltmak, mümkünse ortadan kaldırmaya çalışmak anlamına gelir. Ben ve Sen arasındaki boşluk depresif insana acı verir. Kendilik değeri ne kadar zayıfsa, ötekinin mesafeli davranması, suskunluğu ya da ayrılığı çağrıştıran her türlü sinyal depresifte büyük bir kaygıya yol açar. Her türlü uzaklık, terk edilmek, yalnız bırakılmak anlamına gelir ve büyük hayal kırıklığı doğurur.
* * *
Bu kaygının ortadan kalkması, depresif insanın bağımsızlık duygusunun çağrıştırdığı dehşet duygusuna katlanabilmeyi öğrenmesiyle mümkündür. Bu paradoksal durum, yani bir kaygıdan kurtulmak için başka bir kaygılı duruma katlanmak zorunda kalmak, insanın kendi olmasının yegane yoludur. Yani diyebiliriz ki, depresif olmak kendi olmaktan korkmaktır. Kendi olamayanın yapabileceği tek şey vardır; kendini vermek, ötekine adamak, ötekiyle aynı olmak, bir anlamda ilişkide bulunduğu insanda eriyip gitmek. Kendi olarak karar almak zorunda kalmamak en güvenli, emniyetli yaşamsal durumdur depresif insan için.
Depresif insan kendi olmanın, kaçınılmaz bir şekilde ötekinden ayrı farklı bir birey olmak olduğunun farkına vardığında, kendiyle ilgili her şeyden vazgeçer. Ama birey olmaktan duyulan bu bilinçdışı korkunun gerçekçi bir yönü de vardır bu arada. Çünkü birey kendi oldukça, düşünsel olarak ötekinden başka yöne doğru gelişir, yani bir anlamda belli bir izolasyon yaşar. Bireyleşmenin ötekinden başka türlü olmak olduğuyla ilgili gerçeklik, anne-bebek ilişkisinde güvenli bağlanmanın eksikliği sonucu ortaya çıkan depresif yapıdaki birey için katlanılması imkansız bir durumdur. Bu nedenle farklı olan ne varsa ortadan kaldırmaya çalışır. Basit bir tartışmada bile ayrı fikirlerde olmak depresif bireyi telaşa düşürebilir. O nedenle fikrini söylemekten bile kaçındığı durumlar çok sık ortaya çıkar. Depresif insan önerilere, sorulara ‘benim için farketmez.’ diyen kişidir.
* * *
Kendi benliği yeteri kadar gelişmeyen herkes, kendi içinde bulamadığı dayanağı dışarıda, ötekinde arar. Ayakta kalmak için ötekinin desteğine ihtiyaç duyan depresif birey gittikçe bağımlı hale gelir ve kaybetme korkusu daha da artar. Bu korkuyla başa çıkmak için başlangıçta herkesi memnun edecek kişilik özellikleri gösterir; uyumlu, alttan almayı bilen, fedakar, karşısındakinin istek ve ihtiyaçlarını hemen fark eden ve ona uygun davranışlarda bulunan nazik, sevgi dolu biri. Buna rağmen huzur ve mutluluk yoktur depresif birey için. Çünkü bir yandan ne olursa olsun ötekini kaybetme korkusunu bir türlü atamaz üzerinden, diğer yandan kendi ihtiyaç ve istekleri karşılanmadan kalır. Kendisi için birşey istemeyi bilmeyen depresif birey, ötekinin de kendisi kadar duyarlı olmasını bekler. Bu beklenti çoğunlukla karşılanmadan kalır. İhtiyaçları karşılanmayan depresif bireyin varacağı yegane nokta depresyondur.
Eninde sonunda uyum yeteneğinin sınırına varır depresif birey. Kendi olmaktan kaçamayacağını kavradığı bir an gelir. Çünkü depresif olmayan başkalarının hiçbir suçluluk ve kaygı hissetmeden hayattan istediklerini aldıklarını hasetle fark eder ve kendi de harekete geçmek ister ama gücü yoktur.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*