‘Issız Adam’ Sendromu

Issız Adam’ın ruhsal gereksinimini doyurmaya ihtiyacı vardır. Kendini bağımlı hissetmeyeceği cinsel ilişkilere yönelir.
 Şizoid kişilik için en büyük tehlike birliktelik olasılığıdır. Çünkü aşk ilişkisi eşlerin birbirlerine ruhsal ve bedensel olarak en yakın oldukları yaşamsal durumdur. Birey ilişkide ötekine açıldıkça kendiliği ve bağımsızlığı tehlikeye girer. Bu normalde seve seve ödediğimiz bir bedeldir, çünkü karşılığında onaylanır, kendimizi yücelmiş hisseder, haz alma ve kendilik değerinin yükselmesi gibi en temel ruhsal gereksinimlerimizi doyurma şansına erişiriz.

Ama şizoid kişilik şefkat, yakınlık, kendini karşısındakinin yerine koyarak duygularını anlama gibi çaba göstererek kazanılabilecek yetilerden korkuyla uzak durur, çünkü kendiliğini yitirme tehdidi algılar. Bu nedenle duygusal yakınlık açısından belli bir ıssızlık içinde yaşamayı seçer ya da başka bir deyişle buna mahkum olur.
* * *
Ama Issız Adam’ın da güvenli bağlanma dediğimiz ruhsal gereksinimini doyurma ihtiyacı vardır. Bunun için de kısa süreli, kendini bağımlı hissetmeyeceği, çabuk çekip gideceği cinsel ilişkilere yönelir. Bu cinsel yaşantılarda da mümkün olduğunca duygularını işe karıştırmamaya özen gösterir. Kadın onun için yalnızca cinsel bir objedir ve cinsel güdülerini doyurması dışında ilgi alanına girmez. Bu nedenle kimi zaman parayla ulaşabileceği kadınları tercih eder. Böylece kendini ötekiyle bir olma halinden, yani kendiliğinin aşk içinde yitip gitme tehlikesinden korur.
Aynı nedenden dolayı karşısındakinin de kendisine yakınlaşma çabalarına set çekmeye, kullandığı sevgi sözcüklerini duymazdan gelmeye ya da alaycı karşılıklarla geçiştirmeye çalışır. ‘Öyle sadık bir köpek gibi bakmayı bırak lütfen!’ ya da ‘Şu an ne kadar komik gözüktüğünü bir bilsen!’ veya ‘Hadi, hadi bırak şu çocuksu romantik tavırları da işimize bakalım. Genç değiliz biz artık!’ gibi.
* * *
Issız Adam bütün mümkünsüzlüğüne rağmen bir ilişkiye başlayabilirse onu yok edebilmek için bilinçdışı bir şekilde elinden gelen her şeyi yapar. Sevgi-nefret arasında gidip gelen duygu dünyası nedeniyle, seviliyor olduğundan da bir türlü emin olamaz ve sevgilisinden sevildiğine dair durmaksızın yeni kanıtlar talep eder. Sunulan kanıtları da küçümser, değersizleştirir, alay eder ve her şeyin altında paranoid bir şekilde başka bir niyet arar. Issız Adam’ın yegane güvenebileceği kişi kendisidir.
Bütün bu ilişkiyi yok etme çabaları tabii ki sonuç verir ve sevgili yavaş yavaş kendini geri çekmeye, ayrılabilmek için gerekli adımları atmaya başlar. O kadar ki şizoid kişinin sadistçe bir ruhsal işkenceye dönüşmüş olan talepkârlığı ve sevgilinin sunduklarını yok sayma davranışları sevgilinin kendisinden nefret etmesine kadar varabilir. Bu da Issız Adam için bir zafer duygusu gibidir: ‘İşte sonunda gerçek yüzünü gösterdin!’ der sevgiliye. Kendi davranış biçiminin ilişkiyi bu hale getirdiğini realize edemez bir türlü.
* * *
Uzun süreli ilişkiler Issız Adam için kendiliğin yok olma tehlikesini içerdiğinden, evlilik kurumuna da eleştirel gözle bakar. Evlilik kurumu kısıtlayıcılığı, özgürlüğü yok edici özellikleriyle günümüze uygun değildir, ama bir şekilde bu kurum hayata geçmişse bireyin ihtiyaçlarına uygun bir adaptasyon şarttır. Sadakatsizlik bir sorun olmamalıdır örneğin. Uzun ilişkilerde kısa kaçamaklar kaçınılmazdır, özgürlük duygumuzun yaşantılanabilmesi için gereklidir. Teoride eşi için de aynı özgürlüğü savunur, ama bu durum gerçeğe dönüştüğünde göstereceği tepki hiç de arkadaş toplantılarında savunduğu fikirler gibi olmaz.
Issız Adam iyi bir teorisyen, ama kötü ve acemi bir hayat adamıdır. Aslında onun da istediği yegane şey, sevilebilmek ve sevildiğinden emin olmaktır.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*