Aşk sahnesinde narsistle histeriğin dansı

İki zıt kutup olan narsist ve histerik kişilikler, anahtar ve kilit gibi uyar birbirine.
Zıt kutupların birbirini çekmesi gibi narsist ve histerik kişilikler de sık sık birbirini bulur. Anahtar ve kilit gibi uyarlar birbirlerine. Her biri kendinde eksik olanı ötekinde tamamlayacağını sanır. Narsist erkeğin aradığı güzel, çarpıcı bir kadındır. Onunla kendi çekiciliği de artar. Arzulanır olması, narsist erkeğin kendinde eksik olduğunu düşündüğü şeyi tamamlar. Narsist erkek histerik kadının duygu derinliğinden de etkilenir. Çünkü o kendini soğuk, içsel olarak boş ve hayattan kopuk hisseder.
Her ikisi de hayran olunmak ister. Histerik kadın güzelliği, narsist erkek gücü ve üstünlüğü için. Histerik kadın hediyeler almak ve şımartılmak ister. Narsist erkeğin duygusal stabilitesi çekici gelir ona, çünkü kendisi öyle değildir. Emniyet hissini verecek erkeği arar narsistte.
Bu ‘ideal’ birlikteliğin bir yanılsama olduğu çok çabuk çıkar ortaya ve hayal kırıklığı baş gösterir. Başlangıçtaki güçlü idealleştirme hızla değersizleştirme, küçümseme ve yok saymaya dönüşür. Narsist erkek, kendine yük gibi gelmeye başlayan histerik kadından kurtulmak ister.
Histerik kişilik çoğunlukla çocuksu, olgunlaşmamış ve bağımlı bir izlenim bırakır. Sürekli destek talep eder. Birlikte olduğu kişinin duygusal bir dayanak olmasını arzular, tıpkı anne ya da babası gibi. Terk edilmek bir felakettir: Ardından ağlayıp bağırmalar, intihar ya da intikam tehditleri sökün eder. Sanki anne ya da babası çocuğunu terk etmiştir ve hiçbir anne-babanın bunu yapmaya hakkı yoktur!
* * *
Narsist kişilik her şeyi tek başına becerebileceğine inanır. Gerektiğinde yardım istemek onun için çok zordur. İlişkide hâkimiyet ondadır. Televizyon karşısında uzaktan kumanda da. Üstün olan taraf olduğu için kendini önemli ve güçlü addeder. Ama histerik kişiliğin ölçüsüz taleplerine boyun eğmek zorunda kalır, yeter ki rahat bırakılsın. Kendini ne kadar güçlü hissederse hissetsin, sonuç olarak yönetilen olur. Her iki taraf da hâkimiyeti yitirdiğini hisseder aslında: Histerik ciddiye alınmadığını hissettiği, narsistse histeriğin bitmek bilmez şikayetlerine, duygu patlamalarına maruz kaldığı için.
Narsist kişilik kırgınlık yaşamadıkça duygularının kontrolünü kaybetmez. Ama o kadar alıngandır ki, sık sık kırılır. Histerik bütün çatışmaları duygu, narsistse akıl düzleminde yaşantılar. Histerik her şeyi dramatize edip çok güçlü ve duygularını kontrolsüzce ortaya dökerken, narsist güçlü duygulardan kaçınır, hatta istese bile hissedemez.
Birbirlerinden farklı özelliklerinin yanında ortak olan noktaları da vardır. Her ikisinde de her şey, gerçeklikten uzak ve bir oyunmuş gibi durur. İkisi de mutlak aşkın peşindedir. Kendilerini abartılı bir şekilde önemli bulur ve büyük bir bencillikle, öncelikle kendi gereksinimlerini tatmin etmenin peşinde koşarlar. Histerik, bir kayıp ya da terk edilme anında üzüntüsünü abartılı bir şekilde dile getirirken, narsist gayet kontrollü ve soğuktur. Bir maskenin arkasına saklanır. Sonuç olarak ikisinin tepkisi de yapay bir izlenim bırakır.
* * *
Ayrılıklarda kendini suçlu hissetmek narsiste çok yabancı bir duygudur. Sevgili, mülkü gibidir. Terk edilme bu anlamda bir sevgi kaybı olarak değil, öfkeyle sonuçlanan bir hayal kırıklığı olarak yaşantılanır. Kendisi gibi birinin nasıl terk edildiğini bir türlü anlamaz. Farkında olmadığı duygusal bağımlılığı, ayrılık acısından kurtulabilmek için elinden gelen her şeyi yapmasına neden olur. Ama söz konusu olan, derinden sevdiği kadını tekrar kazanmak değildir, çünkü gerçekten sevebilmek yetisi yoktur ne yazık ki. Narsist kendine âşıktır. İçsel boşluk duygusunu ve duygusal soğukluğunu başarı, güç ve onaylanma çabasıyla çaresizce telafi etmeye çalışır. Bir histeriğin hiçbir zaman karşılayamayacağı şeylerle…

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*