Sahnedekinin görülmeme korkusu

Histerik kişilik özgürlüğe bir şeyler yapabilmek için değil, her şeyden bağlarını koparabilmek için ihtiyaç duyar.
Yeni, bilinmez olan, heyecan veren şey ya da durum herkes için çekicidir. Bu anlamda heyecan, güven ve emniyet duygusu, süreklilik kadar önemli bir ruhsal gereksinimdir. Heyecan caziptir. Uzak ülkelere gitme isteği yüreğimizin bir yerinde hep durur ve zaman zaman kendini gösterir. Uzak ve bilinmezi tanımak bizi besler, zenginleştirir ve içimizde bazen kendimizin bile bilmediği yanları ortaya çıkartır. Yeni insanlar ararız. Varlığımızın bütün olasılıklarını tanımak ve yaşantılamak ister, ötekiyle karşılaşmalarımızda kendiliğimizi genişletebilmek, olgunlaşmak ve tam olmak isteriz.
Histerik kişilik değişiklik ve özgürlük için herkesten çok çabalayan, yeninin peşinden koşan ve risk almaktan haz duyan bireydir. Geleceğin bütün bilinmez olasılıklarıyla daima önünde uzanmasını ister. Her türlü kısıtlamadan, geleneksel ve kurallarla belirlenmiş olandan korkar. Onun için her şey görecedir, hayat canlı ve renkli olmalı ve öyle kalmalıdır. Yalnızca içinde bulunduğu an önemlidir, düsturu ‘Anı yaşa!’dır. Geçmiş onu ilgilendirmez, gelecek planlanırsa korku duyar, çünkü belirlenmiş olan özgürlüğünü kısıtlar. Histerik kişilik özgürlüğe bir şeyler yapabilmek için değil, her şeyden bağlarını koparabilmek için ihtiyaç duyar.
* * *
İnsan ilişkilerinde de canı sıkıldığında kaçabilmek için hep bir arka kapı olsun ister. Yapıp ettiklerinin sorumluluklarından sıyrılabilmenin yegane yolu budur ona göre. Sebep-sonuç ilişkisine inanmaz. En azından kendisi için… Biyolojik gerçekliklerden korkar ve bunları bir kısıtlama olarak yaşantılar. Kadın-erkek rolü, yaşlanmak ve ölümün kaçınılmazlığı, insan ilişkilerinin her türlü kuralı vs. mümkünse kaçındığı, görmezden geldiği hayat gerçeklikleridir. Bir çocuğun bağımsızlığına sahip olmak ister, mümkünse hep genç kalabilmek. Gencin gerçekliğin istemediği yanlarını yok sayma, sorumluluk almak zorunda olmama hakkına ömür boyu sahip olmak ister.
Bu nedenle gerçeklikle ilişkisinde görmezden gelmek, önemsememek, relative etmek en çok başvurduğu başa çıkma yöntemleridir. Gerçeklikle yüzleşmemek, kaçınmak için ne olasılık varsa kullanır. Böylece kendine sahte bir gerçeklik yaratır histerik kişilik. Gerçek olmayan, iluzyoner bir dünyada yaşamaya başlar. Bu yalancı gerçeklikle hakiki gerçeklik arasındaki uçurum büyüdükçe daha da çok kaybolur, üzerinde bulunduğu sahne gittikçe insanlardan uzaklaşır. Görülebilmek, duyulabilmek için daha da yükselir sesi, hareketleri daha da belirginleşir, dikkat çekici hale gelir. Görülme isteği daha az doydukça çocuklaşır ve beklemeye tahammül edemez olur. Her arzusu hemen karşılanmalıdır, sabredemez.
* * *
Yaşlanmamak, en azından kendini genç hissetmek için her türlü yönteme başvurur. Öncelikle onu genç gösterecek kıyafetlere, makyaja. Bütün kozmetik sanayii, estetik cerrahi, iluzyonunu koruması için hizmetindedir.
Sıradan olmak, herkes gibi olmak en büyük korkusudur, çünkü o zaman farkedilmesi, görülmesi mümkün değildir. Bu korku, bilince ‘görülmeme korkusu’ olarak çıkmaz, çünkü bunu itiraf etmek hakiki gerçeklikle yüzleşmek, onu kabul etmek demektir. Onun yerine fobiler yani herhangi bir şeyden ya da durumda korku duymak (bir hayvan, kapalı yer, yükseklik vs.) ortaya çıkar. Böylece içsel çatışmalar korku nesnelerine kaydırılarak korkulan hakiki gerçeklikten kaçınabilmenin yolu bulunmuş olur.
Gerçeklikten, gerçekliğin getirdiği sorumluluk ve kesinlik duygusunun sınırlayıcılığından kaçmanın en zevkli yolu anı yaşamaktır. Geçmiş yoktur, yapıp ettiklerinin sonuçları yoktur. Bir hata mı yaptı, o geçmişte kaldı, hayat hep bugün başlar. Çevresindekiler inatla hatasıyla yüzleşmesini mi istedi, hemen sorumluluk ötekine yüklenir. Başkaları suçludur. Yansıtma en çok kullandığı savunma stratejisidir. Hiçbir şey işe yaramadı mı? Kaçabileceği tek yer kalır: Hastalık.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*