“Hayır” demek neden zordur?

“Hayır” demek kolay değildir zira hayır demenin karşıdaki tarafından iyi ve mutlu şekilde karşılanmayacağını hissederiz. Nörobilim (sinirbilim) bu konudaki hissiyatımızın çok da yanlış olmadığını doğruladığını gösteriyor. Çalışmalar insan beyninin “hayır” yanıtına olumlu bir yanıta oranla daha hızlı, daha yoğun ve daha ısrarcı bir şekilde tepki verdiğini gösteriyor. Kısacası, “hayır” “evet”e oranla çok daha güçlü bir sinyal.

Florida State Üniversitesi’nden Roy F. Baumeister, olumsuz deneyimlerin aynı şiddet ve nitelikteki olumlu deneyimlere göre duygular üzerinde neden daha fazla etkisi olduğunu “Beyin pozitif uyaranlara keyifli ve hoş şekilde tepki verirken negatif uyaranlara karşı çok şiddetli bir acıyla tepki gösterir.” sözleriyle açıklıyor. Örneğin iş yerindeki performansınıza dair aldığınız geribildirimin olumsuz taraflarının olumlu noktalara kıyasla daha fazla aklınızda kalması yahut bir kişiye dair ilk izleniminiz olumsuzsa bu durumun çok da kolay değişmemesi gibi… Chicago Üniversitesi’nden John Cacioppo ve arkadaşları serebral korteksin farklı durumlardaki elektrik üretimini ölçmüş ve olumsuz bilginin elektrik aktivitesinde hızlı ve çok büyük miktarda bir artışa neden olduğunu bulgulamış. Çalışma, kırıcı bir söz duymanın bir iltifat duymaya kıyasla çok daha yüklü miktarda ve ani bir elektrik akımı artışına yol açtığını göstermiş. Cacioppo, kötü haber aldığımızda beynin bu denli hızlı ve yoğun şekilde tepki vermesinin evrimsel olarak hayatta kalmayla ilgili olduğunu ve bu yüzden gelişmiş olabileceğini söylüyor.

“Hayır” demek zordur zira bu sözcük arkadaş edinmek için pek de ideal değildir. Bize hayır dendiğinde nasıl hissettiğimizi bildiğimizden hayır demenin karşıdakine de nasıl hissettireceğini aşağı yukarı tahmin ederiz. Empati kapasitesi gelişkin kişiler hayır dediklerinde karşıdakinin üzüntüsünü, şaşkınlığını, mutsuzluğunu fark etmekle kalmaz bizzat yaşarlar. Dolayısıyla hayır dediğimizde empati kapasitemize bağlı olarak kendimiz de olumsuz duygular yaşarız. Üstelik karşımızdaki sevdiğimiz, değer verdiğimiz birisi ise bu durum iyice zorlaşır.

Bazıları ise karşıdakini memnun etme konusunda diğerlerine göre daha hassas ve istekli olabilir. Bu kişileri ilişki odaklı bireyler olarak tanımlamak mümkündür. Başkalarını memnun etmeye çalışan birey karşıdakinin duymak istediği şeyleri söylemeye, başkasının programına sorgusuz sualsiz uyum sağlamaya ve bir diğerinin fikirlerini kabul etmeye bir parça daha meyilli olabilir. Dolayısıyla diğerleri tarafından “tatlı, sıcak, cana yakın, uyumlu” olarak adlandırılabilir. Ne var ki her şey tozpembe değildir. Başkalarının ihtiyaçları kendi ihtiyaçlarının önüne geçer. Kimse onun ne istediğini duymaz, anlamaya çalışmaz.

“Hayır” demenin bir diğer zorluğu da çatışmaya yol açma olasılığıdır. Eğer mümkünse birçoğumuz tartışmadan ve çatışmadan kaçmayı tercih edebiliriz. “Hayır” yanıtı “evet” yanıtına kıyasla tartışmayı daha olası ve kolay kılabilir. Çatışmaya ve tartışmaya girmenin her zaman yanlış ve kötü olduğunu öğrenmişsek “hayır” demekten kaçınıyor olabiliriz. Çatışmaya girmenin ve onaylanmamanın tehdit edici olduğu inancına sahipsek “evet” demek çok daha kolay ve sorunsuz olabilir. Ne var ki gerektiğinde “hayır” diyebilmek diğerlerine sınırlarınız olduğu fikrini iletir. Kendinize saygı duyduğunuzu ve bu sınırların her zaman geçirgen olamayabileceği gerçeğini ifade eder. Her ne kadar sevimsiz ve zorlayıcı gelse de bazı durumlarda, özellikle de benlik sınırlarının korunması gerektiğinde, “hayır” diyebilmek en az “evet” diyebilmek kadar önemli ve gereklidir.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*