Boşluk Hissi

Boşluk duygusu hayatının bir döneminde herkesin hissettiği, bildiği bir duygudur. Sıkıntı, anlamsızlık ve amaçsızlığın eşlik ettiği bazen de hissizlik şeklinde yaşanan varoluşsal bir durumdur. Ancak kronik bir boşluk duygusu ve hissizlik bazı psikolojik rahatsızlıkların belirtisi de olabilir. Sevilen bir kişinin kaybı ile başlayan yas sürecinde de boşluk duygusu belirgin şekilde hissedilebilir.

Boşluk duygusunun en belirgin bileşeni anlam yoksunluğudur. Varoluşçu psikoterapist Viktor Frankl Logoterapi (Logos- Eski Yunanda ‘anlam’) adını verdiği terapi yaklaşımında her bireyin hayat boyu uğraşının bu anlam arayışı olduğu gerçeğinden yola çıkar.

Boşluk duygusu kişiye hissizlik, izolasyon ve bazen de anksiyete hissettirir. Özellikle yalnız ve tek başına iken daha belirgin hale gelir. Bu boşluk duygusuna katlanmak zordur; bu sebeple kişi genellikle bunu doldurmak için kompulsif alışveriş, aşırı yeme ya da madde kullanımı gibi çeşitli yollara başvurur.

Bu duygu ile başa çıkmak için duygusal açından doyurucu ve daha işlevsel yollar vardır: Hobi edinmek, sanat ve spor, çalışmak ya da gönüllü aktivitelerde bulunmak gibi… Bu tür yollar kişinin hayatla ve kendiyle temas etmesini sağlar. Bir yandan içinde bulunduğumuz tüketim çağı kişileri bu boşluk duygusu ile özellikle ‘sahip olarak’ başa çıkmaya yönlendirir.

Depresyonda boşluk duygusu ümitsizlik, değersizlik duyguları, izolasyon, haz alamama ve motivasyon düşüklüğü ile birlikte görülür.

Kronik boşluk duygusunun en belirgin semptomlardan biri olduğu bir diğer sorun ise sınır durumlardır. Borderline yapılarda boşluk duygusu dürtüsellik, stabil olmayan bir kendilik algısı, kendilik sorgusu ve kendine zarar verme düşünceleri ile yaşanır.

Alkol ve madde bağımlılığı boşluk duygusu ile başa çıkmak için sıklıkla başvurulan yollardan biridir. Ancak bağımlı olunan maddenin yokluğunda boşluk duygusu daha da belirgin hale gelir ve bir kısır döngü oluşur.

Boşluk duygusu psikoloji ve psikiyatrinin olduğu kadar felsefenin de konusudur. Varoluşçu felsefe boşluk duygusunu tıpkı ölüm gibi yaşamın bir gerçeği olarak yorumlar. Varoluşçu ve hümanistik psikoterapilerde ise odak noktası bireyin içsel bilgeliği ve öznel anlam arayışı desteklemektir. Peki, birey aslında kendine iyi gelme olasılığı olan şeylere ulaşması mümkün iken neden boşluk duygusu içinde kalakalır? Terapide anlaşılması gereken tam da bu boşluk duygusunun sürmesine sebep olan paternleri anlamak ve varoluşsal bir gelişim ve rahatlama sağlamaktır.

 

 

Kaynaklar:

  1. Bauman, S., & Waldo, M. (1998). Existential theory and mental health counseling: If it were a snake, it would have bitten!Journal of Mental Health Counseling, 20(1), 13-27.
  2. Peteet, J. R. (2011). Approaching emptiness: Subjective, objective and existential dimensions. Journal of Religion and Health, 50(3), 558-63. doi:http://dx.doi.org/10.1007/s10943-010-9443-7

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*