Cinsiyet

Cinsiyet, erillik ve dişilik arasında farklılık gösteren özellikler aralığını ifade eden terimdir. Bağlama göre bu özellikler biyolojiye dayalı sosyal yapıları, cinsiyet rollerini ve diğer sosyal roller dahil veya cinsiyet kimliğini kapsayabilir.

Cinsiyet cinsellikten ayrı bir kavram olup, yalnızca koromozomal belirleyicilerden farklı sosyal, kimliğe dayalı ve psikolojik bileşenleri içerir.

Biyolojik anlamda, iki cinsiyet vardır: Kadın ve erkek. Üreme sistemleri, bu cinsiyetleri kabaca ayıran özelliktir. Bireyler, fiziksel olarak doğuştan, bu iki cinsiyetten birine ait olur. Yalnız, kadın ve erkeği tanımlamada kullanılan bu biyolojik özelliğin yanı sıra, bireylerin bir de toplum içerisinde ele alınan cinsiyet özellikleri de toplumsal cinsiyet olarak adlandırılır. Bu cinsiyette, bireyin sosyal açıdan cinsiyet özelliği ele alınır. Ayrıca, bir kültürdeki cinsiyet için belirleyici olan her şeyi (örneğin; kıyafet, meslek v.b.) içine alır. Bedensel özelliklere gönderme yapmaz. Kısaca, kadın ve erkeğe verilen roller ve onların toplumdaki sorumluluklarıdır. Toplumsal cinsiyet algıları bu iki cinsiyetin, toplumsal hayata ne oranda katılacağı, nerede duracağı ve nasıl temsil edileceğini belirler. Çoğu insanda, bedensel, sosyal ve cinsiyet kimliği bir uyum içindedir. Bu kişiler, belli bir cinsiyetin özelliklerine sahiptirler ve kültürlerinin de etkisiyle bu cinsiyete uygun davranır, kendini o cinsiyete ait gibi hissederler.

Ancak, biyolojik olarak erkek kromozomları taşıyan biri kadın gibi hissedip, buna göre giyinebilir, hatta cinsiyet değiştirmek isteyebilir. Bu kişilere “transcinsel’’ denir. Transcinsel aktivistler, kişinin cinsiyetini biyolojik faktörlerin belirlediği önkabulünden ayrı düşünürler.

 

1950’lere kadar cinsiyet yalnızca kadın ve erkek cinslerini tanımlamak için kullanılmıştır. İlk olarak Seksolog John Money, 1955’te biyolojik cins ile rol olarak cinsiyet arasındaki terminolojik ayrımı belirtmiştir.

1970’lerden itibaren feminist yönelimler, biyolojik cinsiyetin kişiliği, yeterlilikleri ve eğilimler üzerindeki belirleyiciliğini sorgulamaya başlamıştır.

 

Cinsiyet araştırmaları, sosyal döngülerin cinsiyet özelliklerinin dışavurumu ve değişimi üzerine yapılan çalışmalardır.

Aynı zamanda kabul edilmiş cinsiyet rollerinin, kişinin kendini ifade etme biçimini yüksek oranda belirlediği bilinen bir gerçektir. Örneğin, pembe renk ABD’de 20. yüzyıla kadar maskülen bir renk olarak benimsenmişken sonrasında kadınsılığın sembolü haline gelmiştir. Toplumsal cinsiyet rolleri, toplumların sosyal, ekonomik ve kültürel yapısından etkilendiği için, buna uygun mekanizmalar da üretir. Bu mekanizmalar da toplumun koşullarına göre zamanla değişiklik gösterir.

 

  • Colman, A. M. (2006). Oxford dictionary of psychology. New York, NY: Oxford University Press. Fine, C. (2010). Delusions of gender: How our minds, society, and neurosexism create difference. New York, NY: W. W. Norton.
  • Lancaster, R. N., & Di, L. M. (1997). The gender/sexuality reader: Culture, history, political economy. New York, NY: Routledge.

What do we mean by “sex” and “gender”? (n.d.). Retrieved March 13, 2015, from http://www.who.int/gender/whatisgender/en/.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*