Günlük Hayat ve Depresyon

Yaşamda büyük zorlukların, değişimlerin, kayıpların ve diğer stresörlerin üzerimizdeki etkisini net biçimde hissederiz. Ancak gündelik hayatımızda olup bitenler farkında olmadan ruh halimizi nasıl etkiliyor olabilir?

Bir toplantıya geç kalmak, telefonumuzu evde unutmak, otopark biletini kaybetmek, bir arkadaşın sitemi… Her gün başımıza gelen, sıradan ama yaşamak istemediğimiz can sıkıcı olaylar…

Ruh halimizden genellikle yaşamımızdaki büyük stresörleri sorumlu tutarız: Kayıp ve yas, boşanma, maddi güçlük gibi… Ruh sağlığı profesyonelleri de genellikle kişinin ruh halini etkileyen bu büyük yaşam olaylarına odaklanır. Ancak çok sayıda ve artarda gelen gündelik yaşam stresörleri ile başa çıkma biçimimiz farkında olmadan sıradan ruh halimizi büyük ölçüde belirler. Önemli olan, yaşam olayının büyüklüğünden ziyade onunla nasıl başa çıktığımızdır.

Charles ve arkadaşları 2013 yılında yaptıkları araştırmada kişilerin gündelik yaşam olaylarına verdikleri tepkilerin hayatlarına uzun vadede yaptığı etkiyi araştırdılar. Katılımcıların işleri yetiştirememe, geç kalma, küçük tartışmalar gibi gündelik olaylar karşısında hissettiklerini ve verdikleri tepkileri sekiz gün boyunca kaydettiler. 10 yılın ardından bu katılımcılar anksiyete, depresyon ve diğer ruhsal problemler açısından değerlendirildiler. Katılımcıların %20’sinde ruhsal bir sorun ortaya çıkmıştı. Katılımcılar arasında son 10 yıl içinde büyük yaşamsal stresörler açısından anlamlı bir fark yoktu. Ancak ruhsal sorun yaşayan  kişiler, gündelik yaşam olayları karşısında hayal kırıklığı, gerginlik ve çaresizlik duygularını daha çok hissedenlerdi. Parrish ve arkadaşlarının 2011′ de yaptıkları başka bir araştırmada elde ettikleri, sıradan yaşam olaylarına verilen tepki ve depresyon arasında anlamlı bir ilişki olduğu sonucu da bu bulguları destekler nitelikte.

Olayların üzerimizdeki etkisini belirleyen, büyüklükleri ve önem derecelerinden ziyade ne hissettiğimiz ve onlarla nasıl başa çıktığımız. Günlük yaşam olaylarını olumsuz biçimde yanlı değerlendirme ve en kötü sonucu düşünme eğilimi ruh halimizi en çok etkileyen düşünce biçimi. Tüm bu sonuçlar göz önünde bulundurulduğunda, sıradan yaşam olayları karşısındaki duruşumuzu fark etmek ve esnetmek bizi ruhsal açıdan daha güçlü ve dayanıklı kılabilir. Bunun ruh sağlığımız için uzun vadede koruyucu bir etkisi olacaktır.

Suzanne C. O’Neill, Lawrence H. Cohen, Laura H. Tolpin, Kathleen Cimbolic Gunthert (2004). Affective Reactivity to Daily Interpersonal Stressors as a Prospective Predictor of Depressive Symptoms. Journal of Social and Clinical Psychology: Vol. 23, No. 2, pp. 172-194.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*