Panik

Çoğu insan hayatının bir döneminde en az bir kez panik atağı geçirir. Birden ortaya çıkan büyük bir korkuya fiziksel belirtiler eşlik eder. Bu fiziksel belirtiler genellikle hızlı kalp atışları, nefes darlığı, soğuk ter ya da bayılacak gibi olma hissidir. Panik atağı, kişiye kalp krizi geçirdiğini yahut aklını kaçırdığını düşündürür. Panik atağı oldukça can sıkıcı hatta korkutucu bir deneyim olabilir. Sanki dünya yıkılmak üzeredir ve kişiyi korkunç bir son bekliyordur. Bu durumdan kurtulmak için son derece kuvvetli bir kaçma dürtüsü hissedilir.

Panik atağı panik bozukluğundan farklıdır. Panik bozukluğunu bir dizi panik atağından ayıran, kişinin panik atağı yaşamaya dair korkulu beklentisidir. Panik ataklarıyla bir daha karşılaşmaktan duyulan korku, kişinin yaşamını değiştirmesine sebep olduğunda panik bozukluğundan söz etmek mümkün olur. Örneğin kişi panik atağı yaşayacağı korkusuyla asansöre binmeyi bırakır ve 13 kat merdiven çıkmaya razı olur yahut toplu taşıma araçlarına binmekten vazgeçerek kendisi için zorluk yaratsa da gideceği yere başka yollarla ulaşmaya çalışır, köprülerden geçmemek için elinden geleni yapar. Kısacası daha zor ve yorucu bir yaşama razı olur.

Panik bozukluğunda kişi o an deneyimlediği paniğin de ötesinde bir korku yaşar. Kişinin aklından geçen düşünceler korkutucu senaryolar içerir: “Araba kullanırken bayılacağım ve birisini ezeceğim.”, “Şimdi köprüden geçerken öyle paniğe kapılacağım ki bu histen kurtulmak için kendimi aşağı atıvereceğim.”, “Aklımı kaçırıp çok utanç verici bir şey yapacağım.”

Panik bozukluğunda kişinin, yaşadığı şeyin sadece panik hissi olduğunu ve daha fazlasının olmayacağını öğrenmesi çoğu zaman işe yarar. Paniğin, panikten daha kötü bir şeye dönüşmeyeceğine inandığı zaman kişi paniğin kendisiyle yüzleşir ve sonunda bununla başa çıkabildiğini görür. Daha kötüsü olmayacağını bilmek kişiye panikle baş edebileceği güvenini verir. Paniği başa çıkılmaz kılan, sonrasında neler olacağı ve paniğin başka neye evrileceğine dair kurulan senaryolardır.

Zihnimiz önce hayaletler yaratır, ardından bu hayaletlerin gerçek olduğuna inanır. Bu hayaletler gözümüze baş edebileceğimizden daha güçlü ve daha zalim görünür. Ne var ki bizi korkutan ya da bizde kaygı uyandıran şeyleri zihnimizde yarattığımız gibi değil de gerçekte olduğu gibi görmeyi başardığımızda onlarla kolayca baş edebileceğimizi de fark ederiz.

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*