Homoseksüellik hastalık değil ama homofobi hasta ediyor…

21. März 2015-002

Eşcinsel olduğunu keşfetmek birçok genç eşcinsel için önemli bir stres kaynağı hatta ruhsal olarak acı veren bir deneyimdir. Anne-babayla, yakın arkadaşlarla çatışmalar, mobbing, ayrımcılığa uğramak, eşcinselliğin ifşa edilmesinden sonra yaşanacakların yalnızca bir kısmıdır. Kanada Concordia Üniversitesi’nde yapılan bir doktora çalışması eşcinselliğin yalnızca ruhsal değil aynı zamanda fiziksel sonuçları da olduğunu gösteriyor.

Doktora çalışmasını yapan psikolog Michael Benibgui özellikle biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin genç homoseksüel ve biseksüellerin ruhsal sağlığını nasıl etkilediği sorusuyla ilgileniyor. Benibgui özellikle, içselleştirilmiş homofobiye parmak basıyor; yani bireyin eşcinselliğine yönelik kendi olumsuz düşünce ve duygularına. Montreal’de yaşayan 63 homoseksüel ve biseksüel genç erişkinden çeşitli ölçek ve anket formlarını doldurmaları isteniyor. Bu formlar kaygı, depresyon, intihar düşüncesi, kendilik değeri, kendi eşcinselliğine yönelik olumsuz düşünceler, ayrımcılık ve yakın sosyal çevrenin desteği gibi konuları içeriyor. Bunun dışında stres hormonu olan kortizol düzeyini ölçebilmek için katılımcılardan tükürük örneği vermeleri de isteniyor.

Çalışmada elde edilen en önemli sonuç, yakın çevreyle yaşanan çatışmalar veya mobbinge maruz kalmak gibi nedenlerle yüksek stres yaşayan eşcinsellerin homofobiyi daha çok içselleştiriyor olmaları. Bu bireyler diğer katılımcılara göre kendilerinden daha sık utanıyorlar ve kendilik değerleri daha düşük. Ayrıca kortizol değerleri daha yüksek ve depresyon, anksiyete belirtileriyle intihar düşünceleri çok daha fazla. Özellikle yakın sosyal çevresinden daha az yardım ve destek alan genç eşcinseller daha büyük bir tehlike altında: anne-babanın desteği ne kadar azsa intihar düşüncesi ve girişimi çok daha fazla görülüyor. Anlayışlı anne-babaların varlığıysa eşcinsel gençlerin homofobiyi içselleştirmelerinin önüne geçiyor ve depresyon ya da anksiyete gibi ruhsal bozuklukların ortaya çıkma olasılığını azaltıyor.

Sonuç olarak çalışma, ayrımcılık ve çatışmalar nedeniyle yaşanan stresin genç eşcinsellerin hormon regülasyonunu etkilediğini ve bununla bağlantılı olarak ruhsal bozukluklara daha sık maruz kaldıklarını gösteriyor.

Burada korkutucu olan, deneye katılanların eşcinselliğe oldukça tolaranslı bir şehirde bile bunları yaşıyor olmalarıdır. Benibgui eşcinsel gençlerin homofobiyi icselleştirmek gibi bir durumla karşılaşma olasılıklarını azaltmak için, bizimki gibi ülkelerde tahayyül bile edilemeyecek bir şey öneriyor: okullarda eşcinsellere yönelik mobbingin önüne geçmek için öğrencilerin seminer, çalışma grubu vb. yöntemlerle aydınlatılmalarını. Biz ise bırakın eşcinsellerin iş hayatında, okulda, yakın çevresinde yaşam kalitelerini arttıracak projelerin üretilmesini, eğer bir iş bulabilirlerse, aileleri ya da homofobikler tarafından öldürülmezlerse seviniyoruz.

Daha da ağırı eşcinselliğin bir hastalık olduğunu düşünüp eşcinselleri iyileştirerek heteroseksüel yaptıklarıyla övünen psikiyatrlara tahammül etmek zorunda kalmamız.

Eh tabii deveye sormuşlar, “boynun neden eğri?”. “Nerem doğru ki?” diye yanıtlamış…

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*