Psikoterapinin Doğu’daki yeri…

Gehad Mazarweh ilk Filistinli psikanalist. Almanya’nın Freiburg şehrinde yaşıyor  ve Arap ülkelerinde psikanalizin bir yer edinmesi için uğraş veriyor. Aşağıda Psychologie Heute dergisinin (Ekim 2012) onunla yaptığı röportajı okuyabilirsiniz.

Psychologie Heute. Siz Skype üzerinden Kahire’de psikanalist yetiştiriyorsunuz. Mısır Arap Baharı’nı destekliyor musunuz?

Gehad Mazarweh. Uluslararası Psikanaliz Birliği bana Mısır’daki psikanaliz eğitimine katkıda bulunup bulunamayacağımı sordu. Kabul etmemin nedeni, benim yıllardan beri odak noktasında insan haklarının bulunduğu eleştirel bir psikanalizin, Mısır ve Arap dünyasında kendine yer bulmasını arzuluyor olmamdı. Mısır’da insanların varolan sayısız ruhsal sorunlarını anlama şansı bulmalarını arzuluyorum ben. Sonuç olarak Skype üzerinden Mısırlı psikolog ve psikiyatrlara teorik sorularında süpervizyon veriyorum. Belki bu sayede psikanalizin bizim kültürümüze, kimliğimize, tarihimize ve dinimize uygun bir varyasyonunu geliştirecek düzeye gelen bir kuşağın yetişmesi mümkün olur.

PH. Mısır’da psikanalitik bir kültür hiçbir şekilde yok muydu bugüne kadar?

GM. Arap dünyasında psikanalitik bir gelenek yok. Benim bildiğim kadarıyla Kahire Üniversitesi’nde psikanalist olan tek bir psikiyatri profesörü var. Bunun dışında farklı ekollerde eğitim görmüş birkaç kişi daha var. Ama serbest çalışan ne bir psikanalist var, ne de psikanaliz eğitimi alınabilecek bir eğitim kuruluşu.

PH. Bunun nedeni nedir?

GM. Arap ülkelerinde çok kısa süre öncesine kadar ruhsal bir sorunu olan kişi yakın akrabalarına giderdi. Eğer onlar yardım edemezse yabancı bir kişiye gitme izni vardı. Birçokları da dinsel yöntemlerle başarıyla iyileşiyordu. Ben kendi ailemden biliyorum, konversiyon bozukluğu olan bir akrabamız – yüz felci vardı – dinsel yöntemlerle bir hafta içinde sağlığına kavuşmuştu. Yani profesyonel yardıma ihtiyaç pek de yoktu. Ama günümüzde bu yöntemler artık işe yaramıyor.

PH. Neden peki?

GM. Aile ve aşiretlerin parçalanması insanlarda büyük bir güvensizliğe yol açtı. Feodal yapı artık ailelerde etkin değil, bu da bireylerin oryantasyonlarını kaybetmelerine yol açıyor. Özellikle Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinde ruhsal sorunlar arttı, çünkü bu ülkelerde insanlar çok kısa bir zaman diliminde çadırlardan kırk katlı lüks gökdelenlere geçtiler ve yardımı artık alkol ve uyuşturucuda arıyorlar. Bu değişim ruhsal, sosyal ve fiziksel olarak başa çıkılabilmesi çok güç bir yük. Bu değişimle birlikte gittikçe yayılan can sıkıntısı da büyük bir tehdit oluşturuyor. Dinsel yardım işlevselliğini yitirdi. Ruhsal sorunları olan insanlar psikiyatrlara gidiyor ve boğazlarına kadar ilâçla dolduruluyorlar.

PH. Yani psikiyatrlar psikoterapi eğitiminden geçmiş değiller, öyle mi?

GM. Doğuda psikoterapi, gittikçe artan bir ilgiye rağmen, kendine yer bulabilmiş değil. Bu, eğitiminin de, tedavisinin de çok yüksek olması nedeniyle psikanaliz için çok daha zor. Psikanaliz ya da psikodinamik yönelimli bir terapi eğitimi almak isteyen kişi, yabancı ülkelerde çok yüksek miktarda para ödemeyi göze almak zorunda. Bunu bitirdikten sonra da Arap ülkelerinde terapist olarak kazanacakları parayla yaşayabilmeleri mümkün değil.

PH. Arap hastalarınızla çalışırken daha sık karşılaştığınız özel konu ve çatışmalar var mı?

GM. Müslüman hastalar çoğunlukla kendilerini dinsel inançlarıyla tanımlıyorlar. İnançlarının onlardan bekledikleriyle modern yaşam arasında büyük bir uçurum var. İç ve dış dünyalarının uyuşmasının mümkün olmaması nedeniyle, ağır suçluluk duyguları ve cezalandırılmaktan duyulan büyük korkular ortaya çıkıyor. Bu nedenle, günlük islâm pratiğinde yer alan zorla evlendirme ve töre cinayetleri hakkında terapide konuşabilmek, hastalara büyük bir ruhsal rahatlama sağlıyor. Bu temel dinsel soru ve sorunlar benim günlük çalışma pratiğimde önemli yer kaplıyor.

PH. Psikanaliz Arap erkek ve kadınlarda aynı şekilde etkili mi?

GM. Arap hastalar beni şaşırtmaya devam ediyorlar. Özelllikle, bilinçli bir şekilde dini referanslara göre giyinen kadınlar ruhsal özgürlük ve onurlu duruşlarıyla beni çok etkiliyorlar. Müslüman kadınların birkaç yıl içinde psikoterapiden yararlanır hale gelmeleri, üzerinde düşünülmeye değer bir olgu. Bir tabu olan cinsellik bile, müslüman kadınlar için konuşulmasında sakınca olmayan bir konu. Müslüman erkek ve kadınların birgün aynı haklara sahip olmalarını çok istiyorum. Çünkü aslında islâm dini kadınlara çok fazla hak veriyor ama batıl inançlar ve islâm öncesi zamanlardan gelen gelenekler hâlâ çok etkili.

PH. Ya erkekler?

GM. Erkekler için daha zor. Çok azı psikanalizi sonuna kadar götürüyor. Erkekler yetersizlik duyguları ve kendini dev aynasında görmek arasında bir sarkaç gibi gidip geliyorlar. Bu Arap erkeğinin dramı: Yüksek toplumsal beklentiler altında ezilmek. Cinsel sorunlar da yavaş yavaş Arap erkeklerinin önemli sorunlarından biri olmaya başladı. Bu erkek imajının bir an önce değişmesini çok istiyorum.

Söyleşiyi yapan: Anne-Ev Ustorf

Çeviren: Alper Hasanoğlu

Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*